Playstation Exclusive Oyunları

Telex

Seviye 0
Seviye 0
27 Mart 2019
1
0:14
0
20
Deneyim Puanı
8
1-Blacklight Retribution
Blacklight Retribution genel olarak uzaktan standart bir MMOFPS olarak görünse bile onu türün diğer örneklerinden ayıran en önemli özelliği oldukça hızlı bir ortamda, oldukça hızlı bir tempoda geçmesi. Türün olmazsa olmazlarından Deathmatch, Team Deathmatch, Capture the Flag, Domination, King of The Hill, Kill Confirmed gibi modları bulunan oyun, Siege modu ile oldukça eğlenceli bir hal alıyor.


Resim koymazsam olmaz ama değil mi..!






2-Dark Sorcerer

Dark Sorcerer genel olarak hikayeye odaklı bir yapım olup büyü , sihir , melek ve şeytan gibi özellikleride barındırıyor.








3-Daylight

Daylight, karanlıktan korkan oyunseverler için oldukça heyecanlı ancak tam tersini düşünenler için birkaç saat içerisinde biten basit bir senaryodan farksız. En önemli ve tek silahımız, elimizdeki telefonumuz ve arada yeşil yeşil parlattığımız glow stick'lerimiz ve flare'lerimiz.










4- DC Universe Online

Tüm süper kahramanlara duyrulur! PC ve PlayStation 3'te çıkışından üç sene sonra DC Universe Online eskisinden çok daha yükseklerde uçuyor. PlayStation 4'te çıkmış olan bu aksiyon yüklü online RPG etlenip butlandı, daha bedavalaştı ve mütevazi grafikleri sayesinde daha da keskinleşti. Gerçi çoğu şey eskisiyle aynı, bu yüzden oyunu daha önce sevemediyseniz, bu versiyonu için de aynı şeyleri hissedebilirsiniz.








5- Deepdown

Monster Hunter ve Dark Souls benzeri bir oyunla aksiyon severlere hitap eden Deep Down duyurusu ile birlikte heyecan yarattı. Capcom yeni bir nesle ilk adımını bu oyunla atıyor.







6- Don't Starve

Don’t Starve aslında büyük resimde bakıldığı vakit genel olarak görsel sunum ile öne çıkan bir oyun, bu ne anlama geliyor peki? Tim Burton vari görsellikten bahsetmiştim, Don’t Starve gerçekten bu tarz kendine özgü bir görsel kod ile beraber tasarlanmış, 2D ve 3D’nin stilize edilmiş uyumu ile hayatta kalmaya çalışmak, bu oldukça mazbut durumu bile bir şekilde göze hitap ettirmeyi başarıyor.








7- Drive Club

Playstation 4 oyun konsolu geçtiğimiz sene çıkış yapmıştı. Duyurulan çıkış oyunlarından bir tanesi de DriveClub'tı. Fakat daha oyun, konsolu çıkamadan büyük bir erteleme yaşamıştı. Aradan neredeyse bir sene geçti. Ve sonunda Playstation 4 kendine özel otomobil yarış oyununa kavuşuyor. Hatta yeni nesil oyun konsolu yeni nesil otomobil yarış oyununa, bir sene gecikmeli olarak ilk defa sahip oluyor. (Need for Speed: Rivals'ı geçiş oyunu olarak kabul etmek en mantıklısı olacaktır.) Hem de Türkçe olarak...
Son yıllarda biz oyuncuları Türkçe oyunlara iyice alıştıran Playstation Türkiye geleneğini bir defa daha bozmuyor. DriveClub, Türkçe olarak karşımıza çıkıyor. "Yarış oyununun Türkçe olup olmaması o kadar da önemli değil." demeyin. Günümüzde bunu bile yapmayan çok fazla oyun (dolayısı ile firma) var.




DriveClub, sadece Playstation 4'e özel olarak yapıldı. Tahmin edebileceğiniz gibi oyunun dağıtım hakları Sony'nin elinde. Bu oyunu yapan oyun stüdyosu ise Evolution Studios. 1999 yılında kurulan Evolution Studios'un kariyer geçmişi yarış oyunları ile dolu. Yani adamlar bu işte tecrübeliler. 15 senelik oyun yapımı geçmişlerine; 5 adet World Rally Championship (WRC) ve 4 adet MotorStorm sığdırmışlar. 10. oyunları ise DriveClub oluyor. Bu kadar yıllık tecrübenin elinden çıkmış bir oyuna karşı olan beklentilerimizi biraz yüksek tutuyoruz.


8- İnfamous Second Son

Çizgi roman okumayı sever misiniz? Ben bayılırım. Çocukluğumun Şövalyenin Düşüşü ve Superman'in Ölümü'yle geçtiğini düşünecek olursak, kökleri çok derine inen bir tutku bu bendeki. Ve çizgi roman seven çoğu insan gibi, özellikle de süper güçlere sahip kahramanların hikâyeleri, ilgi alanımda ciddi bir yer kaplıyor. Haliyle inFamous, çizgi roman havası veren ara sahneleri, süper güçlere sahip kahramanları ve keskin bir ahlak çizgisiyle bana bir çok sözde "süper kahraman" oyunundan çok daha büyük keyif vermiştir hep.







9- Killzone: Shadow Fall

Yeni neslin çıkış oyunlarından biri olan ve Sony’nin kendine has serisindeki dördüncü oyun Killzone: Shadow Fall büyük bir ihtişamla çıkışını yaptı. Oyun çıkmadan önce gösterilen videolar, söylenen sözler ve yapılan duyurular beni çok ciddi etkilemişti. Killzone serisinin aslında benim için pek bir önemi yoktu. Gözüme her zaman sıradan bir oyun olarak gelmişti. Sebebini tam olarak anlayamasamda bu tam olarak böyleydi.






10- Knack

Knack’i bitirdikten sonraki tepkim şu şekildeydi: “Eee yani bu muydu?” Oyun içerisinde aslında dikkat edilince ortaya çıkacak olan birçok güzellik var fakat diğer kötü durumlar bu güzelliklerin önünü kaplıyor diyebilirim. Zaten Knack adlı oyun her bakımdan yetersiz olmuş durumda. Hikaye açısından olsun, oynanış açısından olsun, karakterler olsun hepsi yetersiz kalmış. Çeşitlilik platform oyunlarında en çok dikkat edilen konudur benim için. Çevrede ne kadar çok güzellik görürsem o kadar zevk alırım oyundan. Dövdüğüm yaratıklarında daha fazla çeşitliliğe sahip olması benim için daha iyi bir durum olur. Sürekli olarak kare tuşuna basarak goblin, hayvan ve robot dövmek zamanla can sıkıcı bir hal alıyor.






11- The Order: 1886

The Order 1886 uzun süredir merakla beklediğim bir oyundu. Gamescom'da tanıştığım PS 4 Özel oyun hakkında bilgi sahibi edindikçe beklentilerim de artmıştı. Ancak son ürün beni tatmin etmekten oldukça uzak ne yazık ki. Oyunun hikayesi harika bir altyapıya sahip. Hatta oyunun geçtiği evren de ziyadesiyle ilgi çekici. Ama oyunun konusu, senaryosu, karakterleri ve fazla sinematik dünyası büyük bir sıkıntı benim için. Neticede oyun tercihimi sinematik bir tecrübe yaşamak için değil, oyun oynamak için yapıyorum. Ara sahneler ne zaman başlıyor ne zaman bitiyor, karakterim ne zaman kontrolüm altında bunu bile zaman zaman anlamakta güçlük çektim.







12- OUTLAST


Şimdi şöyle söyleyeyim, ben yaşamım boyunca oyun oynadım, bu oyunların çok büyük bir kısmı korku ve gerilim türündeydi. Silent Hill, Dark Seed, Sanitarium, Phantasmagoria, Nocturne ve daha buna benzer onlarca oyun benim çocukluğumdu, X-Files en sevdiğim diziydi, neredeyse çıkmış bütün kaliteli korku filmlerini izledim, boş zamanlarımda gecenin bir vakti çay koyup /x/ okur, SCP Foundation’dan hikayelere bakarım, internetin karanlık köşelerine saklı hikayeleri bulur çıkartır ve daha sonra günlerce uyuyamam fakat ertesi hafta bunu yine yaparım.
En sevdiğim kitaplar korku kitaplarıdır, Clive Barker desen hepsini okudum, Stephen King desen hangi hikayesi derim, bu böyle gider.


Cthulhu mitosunu çerezler, ufo belgeselleri izler seri katillerle ilgili makaleler araştırırım, slasher türüne bayılırım, ileride evlenirsem benimle Belgrad ormanında geceleri vampir avlayacak birisi olmalı, çocuklarımı ise çeşitli karanlık varlıklara karşı bilgili yetiştirmeyi planlıyorum.


Sonuç olarak, ben korku türünün hastasıyım, benim hayatımın çok önemli bir parçasını korku kavramı oluşturuyor, ben de hayatımı onun çevresinde şekillendiriyorum, sağlıklı mı sağlıksız mı bunun üzerine çok düşünmedim, sevdiğim şey bu.








13- Uncharted Collection

Nathan Drake Collection kesinlikle bir klasiğin geri dönüşü. Hatta Uncharted'ı kısaca bir Naughty Dog şaheseri olarak tanımlayabiliriz. Eğer daha önce defalarca oyunu oynamışsanız da iki kere düşünün derim. 60fps de olsa oynayacağız yine aynı şey. Tek bir düzgün fark yok.

Hmm... Fark yok demişken sağdan gelen uçan tekmeyi göremedim ve şu an acılar içerisindeyim. Nathan Drake Collection'ın aslında biz Türk oyuncular için çok büyük bir artısı var. Daha önceden sadece serinin üçüncü oyunu olan Uncharted 3: Drake's Deception tamamen Türkçe olarak bize sunulmuştu. Bu sefer serinin 3 oyunu da tamamen Türkçe olarak (seslendirme dahil) piyasaya sürüldü.









14- Uncharted 4 ( Favorim :) )

Oyun daha çıkış yapmadı fakat efsane bir yapım olacağı KESİN!
(Çıkış yaptığı zaman konu güncelleme alacaktır)






--





--






15- The Last of Us

İnsanoğlu her zaman için doğanın en büyük gizemi olmuştur. Uzay ve ötesi her ne kadar çoğunluğun merakını zorlasa da yaşamımızdaki en büyük sır hala biziz. İnsanlar doğası gereği bencil, temel içgüdüleri tarafından yönetilen basit hayvanlardır. Lakin beynimizi diğer canlılardan daha üst bir seviyede kullanabilme yetimiz sayesinde bu temel güdülerin üzerine bazı kurallar ve disiplinler koyarak diğer canlılardan farklı bir yol izlemeyi başarmışızdır.


Bireyler aileleri, aileler toplulukları, topluluklar halkları ve ulusları oluşturarak ortaya kültür adında bir kavram çıkartmıştır. Bu şekilde kişiliklerimiz, yaşam tarzımız, düşünce yapımız, adetlerimiz ve geleneklerimiz ortaya çıkar. Bunlar tüm dünya insanlarını birbirlerinden ayıran özelliklerin genel anlamda var oluş sebebidir. Fakat esas kısım bizim yaratılış amacımız ve bu amacı bizlere sürekli olarak güden beynimiz ve benliğimizdir. Kurulu bir düzen içerisinde, bu düzene uyum sağlamış bireyler olarak bizler bazı yazılı ve sözlü kurallar kapsamında diğer bireylerle etkileşime girerek hayat dediğimiz bu sahnelenmiş performansı sergilemeye çalışırız.

Milyonlarca yıl boyunca bu sisteme o kadar çok alışmışızdır ki düzene uymayan ya da yeni bir düzen arayan bireyleri kendi aramızdan kovar ve onlara ceza veririz. Yalan söyleyeni ayıplar, cinayet işleyeni mahkum eder, bencil olanı kendi haline bırakırız. Çünkü her şey bu düzenin sürmesi için vardır ve her şey bu düzen eşliğinde ilerleyecektir.